16 Aralık 2017
  • İstanbul 15°
  • Ankara
  • Izmir 15°
İmsak 06:42
Güneş 08:15
Öğle 13:07
İkindi 15:23
Akşam 17:45
Yatsı 19:11
BIST0
Dolar3.8685
Euro4.5492
Altın156.2214

Çok Basit, Ben Sadece Sevdim...

Uğur Şen Bayrak
31 Ekim 2017 Salı 11:14

Bir profesör, sosyoloji sınıfındaki öğrencilerini Baltimore şehrinin kenar mahallesine göndermiş ve o bölgede yaşayan 200 erkek çocuğun durumlarını araştırmalarını ve her bir çocuğun geleceği hakkında bir değerlendirme yapmalarını istemişti. Araştırma yapan öğrencilerin hemen hepsi bu çocukların gelecekte hiç bir şanslarının olmadığını dile getirmişlerdi.

 

Bundan tam 25 yıl sonra bir başka sosyoloji profesörü, araştırmaları esnasında bu çalışmayı buldu ve öğrencilerinden bu projeyi sürdürmelerini ve aynı çocuklara ne olduğunu araştırmalarını istedi.

 

Öğrenciler o bölgeden taşınan ya da ölen 20 çocuk dışındaki 180 çocuktan 176’ sının olağanüstü bir başarı gösterip avukat, doktor,ya da iş adamı olduklarını ortaya çıkardılar. Profesör ortaya çıkan bu sonuçtan çok etkilenmişti.  Bu konuyu bizzat izlemeye karar verdi.

 

Artık her biri birer yetişkin olan o çocukların hepsi o bölgede yaşadıkları için, her biriyle buluşma şansı oldu. “O kısıtlı koşullarda, hiç kimse size şans vermemişken nasıl bu kadar başarılı oldunuz?” sorusuna hepsinin verdikleri cevap aynıydı. “Mahalle okulunda bir öğretmeniz vardı. Onun sayesinde başardım.”

 

Profesör, bu çocukların bu denli başarılı olmasında etken rolü olan o öğretmeni çok merak etmişti. Hâlâ hayatta olduğunu öğrendiği yaşlı öğretmenin izini bulması çok zor olmadı. Kendisini ziyaret etmek için evine kadar gitti.

 

Karşısında yılların yüzüne eklediği kırışıklıklara rağmen hâlâ dinç duran bir kadın buldu. Merakla yaşlı kadına bu çocukları kenar mahalleden kurtarıp, başarılı birer insan ve yetişkin olarak hayata nasıl kazandırdığını, bunun sihirli bir formülü olup olmadığını sordu.

 

Yaşlı öğretmenin gözleri parladı ve dudaklarının kenarında bir gülümseme belirdi. Çok basit.” dedi. “Ben sadece o çocukları sevdim..”

 

Peki… Sevmeyi biliyor muyuz?

 

Dünya üzerindeki bütün dinler ve ilahi felsefeler sevginin gerçek değeri üzerinde durmuş ve önemini çeşitli şekillerde ifade etmişlerdir. Aslında bu kelime insanoğlunun elinde zorda kaldıkça kullandığı bir silah gibidir. Elde etmek için sevdiğimizi söyler, kendimizi acındırmak için sevilmediğimizden yakınırız. Derinlerde sevginin anlamını gerçekten bilen ve anlayan o kadar az insan vardır ki... Hemen her konuda heyecanların bittiği, alışkanlıkların başladığı yerde sevgi daha da önem taşır. O kadar önemli ki, sevgi kelimesinin üzerindeki değerlere sahip olabilen insan; şefkati, fedakârlığı ve beklemeden vermeyi içinde barındırdığı müddetçe hayatın gerçek anlamını da kavrar. 

Günümüzde yaşanan sevgiler; ne yazık ki genellikle menfaatler ve alınan hazlar üzerine kuruluyor. Oysa gerçekten seven ruhlar hesap kurgu yapmaz, sadece kayıtsız şartsız her koşulda sever. Annenin çocuğuna duyduğu karşılıksız sevgi gibi… Ve çocuğun annesinden dayak yese bile yine de 'anne' diyerek ağlaması gibi...

İnsanın sevgisi, hislerinden doğar, aklıyla büyür, vicdanıyla da olgunlaşır. Sevgi, insanın kendini aşmasıdır. İnsandaki yaratıcı gücü besleyen şey de sevgidir.

Sevgi hayatın kaynağı bütünü, hatta kendisidir. Sevgiyi bilenler karanlıkta bile görebilenler kişilerdir. İnsan sevgiyi tanımazsa, bilmezse, anlamazsa, hayatı da tanıyıp, bilip, anlayamaz. Bu durumdaki varlık, bilip anlayamadığı bir zamanın içerisinde sürüklenip, akıp gidecektir. Böyle bir yaşam, eğer yaşam denilebilirse; felaketlerin, talihsizliklerin, acıların, sayısız azapların maddi ve manevi yığını olacaktır. Sevgi, huzurumuzun ve mutluluğumuzun esas sebebidir, başarımızın ve yükselmemizin en kuvvetli itici gücüdür ve sevgi davranışlarımızı şekillendiren ve yönlendiren temel güçtür.

Yaradan canlı cansız tüm alemleri sevgisinden var etmiştir. Özümüz Yaradanın özünden bir akistir, O'nun sevgisinden oluşmuştur. Gerçekten sevmek, öğrenilmesi gereken, bilgi ve beceri esasları olan ruhsal bir melekedir. Bunun için çaba gerekir, bunun için inançlı ve cesur olmak gerekir. 

Sevmenin başlıca engeli olan ve sadece "BEN" diyen nefsin duvarlarını yıkmak gerekir. Eğer üzerinde durduğumuz kişinin sevilmeye değer olduğunu düşünürsek; onun iyiliklerini, güzelliklerini, üstünlüklerini ve onu sevmenin bize kazandıracağı huzuru, mutluluğu düşünürsek, ona daha yakın bir ilgi gösteririz. Kişinin gönlü sevmeye başlamışsa, insanları, hayvanları, bitkileri, doğayı, yaptığı işleri, hizmetleri ve iyilikleri seviyorsa, Yaradan da onun gönlüne kolayca inecektir. "Yaradan gönüllerdedir" diyoruz; öyleyse gönül yapan ona yakın olur. Gönül yapmak sevgi ve bilgiyle olur. 

Hayatın özündeki her şey sevgi çekirdeğinden oluşmuştur. Kendisi için hiçbir şey isteme ihtiyacını duymamaktır. Verirken vermekten dolayı yaşanan mutluluk duygusu alırken yoktur. Onun için sevgi vermektir, sadece vermek ...

Facebook Yorumları

Yorum Yaz

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.